Etiket izmir

3 boyutlu tarama ve prototip üretimi

screenshot_2

Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen Sci-All etkinliğinde yumak da yer alıyor! 3 Boyutlu Tarayıcı ve Yazıcı teknolojilerini öğrenmek isteyen lise öğrencilerine kapımızı açıyoruz. Diğer çalışmalar hakkında bilgiyi de bağlantıda bulabilirsiniz. 30 Eylül Cuma günü sürecek tüm etkinlikler herkese açık ve ücretsizdir.

Detaylar için: http://sci-all.com/

YumakLab için tıklayın: https://www.facebook.com/yumak.lab/?fref=ts

Açık Stüdyo

13872919_578214222360720_3683299135829596619_n

Logo tasarım, Nergis Öztürk / kaynak: facebook sayfası

İzmir’de güzellemeler oluyor! Şimdilik Facebook sayfalarından gördüğüm kadarıyla yeni bir açık performans sanatı mekanı kuruluyor. Kendi sözlerinden;

Açık Stüdyo, performans sanatlarına yeni bir alan açmak niyetiyle 2016 yazında İzmir’de kuruldu.
Eser üretimi ve sunumu, izleyici geliştirme, eğitim vb. alanlarda farklı olasılıklara, işbirliklerine ve arayışlara açık olma ilkesiyle yola çıkan stüdyo kendini bir performans araştırmaları merkezi olarak tanımlamaktadır.
Şafak Ersözlü ve Bahar Nihal Ersözlü’nün 2006 yılından bu yana İstanbul ve İzmir’de sürdürdükleri çalışmaları bir merkezde toplama ihtiyacından doğan Açık Stüdyo, budalasultan ve Sanatta Görünürlük Festivali – İzmir kolektiflerinin üretimlerine ev sahipliği yapacağı gibi tüm disiplinlerden sanatçıların çalışmalarına açıktır.
Açık Stüdyo’nun etkinlik alanları öncelikli olarak performans (çağdaş dans, tiyatro, müzik ve inter/multidisipliner performans) üretimi ve sunumu, etkinlik (festival, seminer, panel vb.) yönetimi, eğitim (çağdaş dans, oyunculuk, performans tasarımı, tai chi vb.) ve tematik (grup dinamiği, beden farkındalığı, etkin iletişim vb.) atölye çalışmalarından oluşmaktadır. Bu alanların süreç içinde gelişecek işbirlikleri doğrultusunda çeşitlenmesi planlanmaktadır.

Doğa Okulu

Screenshot_8

Seferihisar Doğa Okulu henüz gidip görmediğim ama beni internet sitelerinde yazdıkları ile çok heyecanlandıran ve umutlandıran bir yer. Buyurun siz de okuyun;

Doğa Okulu’na göre doğa düşünür, yazar, çizer. Bu düşünceler kağıtlara düşen mürekkep lekelerine değil, dağlardan denizlere savrulan nehirlere, milyarlarca canlının ahenk içindeki yaşamına, atomun çekirdeğine ve evrenin sonsuzluğuna kazınmıştır. Doğa Okulu, doğayı aracı kullanmadan okumanın ve çoğaltmanın peşindedir. Bu, ancak doğanın döngüsel mantığını kavramakla mümkündür. Nihayetinde, insan doğanın ta kendisidir.

Okul, rekabetsizliği rekabetle yarıştırır. Yarışmacı ve öne geçmeci toplum ilişkileri yerine, gönüllülüğü, imeceyi ve paylaşmayı yeniden yaymaya çabalar. Özünde, doğanın ve onun parçası olarak insanın yıkımının nedeni de, insanlar arasındaki gözü dönmüş rekabet ve yalnızca kendini zenginleştirme hırsıdır.

Doğanın, yaprakların üzerine, ırmakların kıyılarına, bulutların izlerine yazılmış ve çiğnenmesi yıkıma neden olacak hakları vardır. Okul, tüm varlıkların yaşam hakkının birbirine bağlı olduğuna ve hak kavramının parçalanmaz bir bütün olduğuna inanır. Doğa Okulu, doğanın hakkını, insanlığın yazı diline tercüme etmeyi kendine amaç edinmiştir; çünkü doğa hakkı, insanlar, diğer canlılar ve onların çevresiyle birlikte herkes için evrensel uyumun kaynağını oluşturur.

Doğa Okulu, kendini kaybedercesine büyüme kodlarıyla hareket eden egemen kültür ve düşünce biçimleri yerine, binlerce yıldır doğayla uyumun sırlarını taşıyan eski veya yaşayan kültürleri öğrenmeye, işitmeye, söylemeye, anımsamaya ve yaşamaya çabalar. Büyük merkezlerden yayılan egemen kültürün, gezegeni yok eden eğlence ve bilgilenme yöntemlerine karşı; yaşamın doğal sevinç kaynaklarına yönelir ve doğa kültürünü öğrenir, yaşar, yayar.

Doğa Okulu, her türlü hiyerarşik, ayırıcı, zorlayıcı, dayatıcı, cezalandırıcı ve baskıcı oluşumlara karşıdır. Hiç bir milliyet, ırk, etnik küme, cinsiyet, cinsel eğilim, dil, dini inanış arasında bir ayrım yapmaz, birini diğerinden üstün tutmaz. Seferihisar Doğa Okulu’nun özü, çokluk içinde birlik, birlik içinde çokluk arayışıdır.

Doğa Okulu, dolaşan bulutlar, esen rüzgarlar ve akan nehirler gibi, onları izleyen hayvanlar, kuşlar,ormanlar ve çöller gibi sınırsızlığı sınır edinir.  Okul, Seferihisar’ın Orhanlı köyünde kurulmuş olmakla birlikte, çalışmaları siyasi sınırları aşar, doğa kültürünü tüm mekanlar ve zamanlar arasında taşıyabilmek için rüzgarın sırtında meyveleri dölleyen çiçek tozları gibi savrulur. Doğa aşkına!

Doğa gibi / Doğa aşkına!

yumak: MakerLab

 

Screenshot_1

yumak  is the research laboratory for creative digital crafts. Here we explore and develop new ways of making in a broad spectrum of creative fields –ranging from ie. architecture to film, or from product design to performance arts. We have particular interest in digital media and we want to explore its potentials for supporting creative practices. We would like to welcome everybody who is interested in such explorations to “make” together.

And now, yumak is on the International Map of Robots in the Creative Industry with new KR20!

Check the link below:

https://www.google.com/maps/d/viewer?mid=zmBcJ89JJuwc.kwIKgoufENUI

Things İzmir Sosyal Değişim Hikayelerini Görselleştirme Buluşması

Things’ten alıntı;

Bir STK çalışanı, aktivist, tabandan gelen topluluk/oluşum, sivil insiyatif/platform üyesi, sosyal girişimci veya gönüllü olabilirsin. Senin için değerli olan, yüreğini, emeğini koyduğun, seni heyecanlandıran, üzen, sevindiren, kaygılandıran, coşku duyduran hikayelerin var. Bu hikayeni anlatmak her zaman o kadar basit değil hatta nereden başlamalı sorusu bile bazen zor geliyor olabilir. İşte tam bu noktada davetimiz sana! Gel hikayelerin üzerine çalışabileceğin ve ardından bu hikayeleri görselleştirebileceğin bir alan açalım.

Görselleştirme alanında çalışan, görselleştirmenin hikayeleri görünür kılmadaki gücüne tekrar ve tekrar şahit olmuş, sahada olan sosyal değişim hikayelerinin görselleştirilmesine katkıda bulunmak isteyen biriysen eğer davetimiz sana. Sahada gerçek olan ve hayatlarımızı etkileyen bu hikayelerin görselleştirilmesi için sana ihtiyacımız var.

Nasıl mı olacak peki bu?

28 Kasım Cumartesi günü 12:00-17:00 arası bir araya geleceğiz. Topluluk için açılan bu alan 2 bölümden oluşacak:

İlk bölümde STK çalışanı, aktivist, tabandan gelen topluluk/oluşum, sivil insiyatif/platform üyesi, sosyal girişimci veya gönüllü olan kişiler kolaylaştırıcıların desteği ile sosyal değişim hikayeleri üzerine çalışacaklar. Hikayelerini anlatılır kılacak ve bu hikayeleri hangi platformlar aracılığıyla anlatabileceklerini keşfedecekler.

İkinci bölümde ise seçtiğimiz görselleştirme platformları (fanzin, infografik, harita, poster ve video) etrafında küçük gruplara ayrılacağız. Bu küçük gruplarda hikayelerimizi görselleştirmeye başlayacağız.

Gün sonunda anlatılabilir hikayelerimiz dilimizde, görselleşmiş hikayeler elimizde, öğrendiğimiz görselleştirme yetenekleri cebimizde ve kurduğumuz yeni ilişkilerin desteği yanımızda hikayelerimizi anlatmaya ve ilham vermeye devam etmek için yola devam edeceğiz.

Peki topluluk için açılan bu alanda bizleri kimler kolaylaştıracak? Yine topluluktan hali hazırda tanıdığımız veya henüz tanımadığımız arkadaşlarımız diyelim. İnanıyoruz ki topluluk olarak birbirimize yeteriz. Kolaylaştırıcıların kimler olacağını çok yakında sizlerle paylaşıyor olacağız.

Nasıl katılacaksın?

Katılmak için bağlantıdaki (http://goo.gl/forms/gQnFulZWMx ) anketimizi doldurman yeterli.

The Workshop Series_FlexiMold

12004738_1017094698341113_952274489367830932_n

please visit: https://www.facebook.com/yumak.lab?fref=ts

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu

Süslü kadınlar bisiklete biner, mis gibi manifestoyla yüzleri gülümsetir ben de yayınlarım! Buyrun okuyun, 20 Eylül’de pedallamak için de hazır olun! Buyrun buyrun;

Bisiklete herkesin binebildiğini, hatta çok güzel bindiğini, o da yetmezmiş gibi süslü püslü bindiğini göstermek için Otomobilsiz Kentler Gününde SÜSLÜ KADINLAR yollarda olacak. İzmir’in yollarını egzoz dumanı kokusu değil, parfüm kokusu saracak. Yaptır saçları, sür parfümünü, giy kokoş elbiseni, tak şalını, sür rujunu-ojeni, giy topuklunu; sadece kendini mi süsleyeceksin? Hayııır… Bisikletini de süsle, çık yollara…

Tura Katılım Koşulları:
1- Kadın olmak
2- Süslü olmak
3- Süslü bir bisiklete sahip olmak
4- En fazla 10 km hızla ilerlemek
5- Şaşkın şaşkın bakanlara el sallamak

Peki, nedir bu turun hikayesi?

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu etkinliği ilk kez 2013 yılında “Dünya Otomobilsiz Kentler Günü” etkinliği çerçevesinde yapıldı. Bu etkinlik Sema Gür tarafından facebook etkinliği olarak açıldı ve kulaktan kulağa dolaşarak bir çok kadına ulaştırıldı ; bisiklet turuna tam 300 kadın katıldı. Kadınlar en güzel kıyafetlerini giyerek, bisikletlerini çiçeklerle ve kurdelelerle süsleyerek Konak meydanında toplandı ve Alsancak’a pedal çevirdikten sonra ‘’şehirlerde egzoz kokusu yerine parfüm kokusu olsun’’ konulu basın açıklamasını yaptılar.

2014’de ikinci defa düzenlenen etkinlik, yazılı medyada ve televizyon kanallarında yayınlanarak daha fazla kişiye ulaştı ve katılımcı sayısı iki katına çıktı.

Bu yıl 20 Eylül’de yapılacak olan etkinliğin bir çok kadına ulaşması için arkadaş çevrenizde etkinlik sayfasını paylaşın lütfen.

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu Basın Açıklaması için tıklayın

Sema Gür, İzmir

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu

Buyrun manifestoya siz de bakın;

https://suslukadinlarbisikletturu.wordpress.com/suslu-kadinlar-bisiklet-turu-manifesto/

Daha fazlası ve takip için websiteleri;

https://suslukadinlarbisikletturu.wordpress.com/

distopya mı ütopya mı?

1 (2)

Karşıyaka’dan bir baktım İzmir!, fotoğraf Melis Baloğlu

bir soru: (evet İstanbul’u çok konuştuk) İzmir (?) distopya mı ütopya mı?

%d blogcu bunu beğendi: