Etiket İstanbul

yes, ı dream of a better world.

The Zero group in Düsseldorff

Yes, I dream of a better world.
Should I dream of a worse?

Yes, I desire a wider world.
Should I desire a narrower?

–Otto Piene, “Paths to Paradise” in ZERO 3 (July 1961)

Zero is silence. Zero is the beginning.  Zero is round. Zero spins. Zero is the moon. The sun is Zero. Zero is white. The desert Zero. The sky above Zero. The night.  

–excerpt from a 1963 poem by Heinz Mack, Otto Piene, and Günther Uecker  *

— —- —- —- —– —- —- —– —– —– —– —- —- —– —– —- —- —– —— —

Evet, daha iyi bir dünya düşlüyorum.

Daha kötüsünü mü düşlemeliyim?

Evet, daha geniş bir dünya düşlüyorum.

Daha darını mı düşlemeliyim?

–Otto Piene, “Paths to Paradise” in ZERO 3 (July 1961)

Zero -sıfır- sessizliktir. Zero başlangıçtır. Zero bir devirdir. Zero Ay’dır. Güneş Zero’dur. Zero beyazdır.

Çöl Zero. Göğün üstü Zero. ve Gece.

şiirden alıntı, 1963, Heinz Mack, Otto Piene, ve Günther Uecker  *

— —- —- —- —– —- —- —– —– —– —– —- —- —– —– —- —- —– —— –*http://www.artspace.com/magazine/art_101/art_market/zero-group-52526

buluntu bellek

İstanbul’a her gittiğimde sokaklar beni şaşırtır. Bazen yanlış köşeden döndüğüm düşünürüm çünkü köşedeki apartman artık yoktur. Eve giderken ayağıma hep çamur bulaşır. Ne şanslısın demeyin ormanda yaşamıyorum. Şantiye çamuru o… Üzerime vinç gölgesi düşer, sonra bu gölgeler büyür devleşir ve binalara dönüşür.

Sonuç:Dedem buralar dutluktu diye cümleye başladığında onu susturmaya çalıştığım ve anlamadığı İstanbul’u artık ben de anlamıyorum. Dedem ile aramızdaki 55 yıl içerisinde o hala değişime şaşırıp, hafızasındaki komşularını, komşuların evlerini ve bahçelerini hatırlarken, ben hepsini unuttum.  Tam bu noktada Buluntu Bellek’in diyecekleri var!

buluntu bellek

İstanbul’da gezerken gözünüze sarı sarı benekler ilişebilir! Ben öyle çok gezemiyorum, yaşadığım yerde neler olup bitiyor, sadece akıllı telefondan bakabiliyorum da diyor olabilirsiniz. Öyle ise; davet var! Buluntu Bellek sizi tanışmaya davet ediyor! Siz bu linki kurcalarken; https://www.facebook.com/events/1165185096835082/?notif_t=plan_user_invited&notif_id=1465469586846819

Ben de manifestolarını okuyorum;

Bakın bakalım: http://buluntubellek.com/

teşekkürler!

gizem savcı

hilal bozkurt

hilal nur balkan

Jeff Talks

İlgi ile takip ettiğim konuşmacılar ne güzel söyleşiler yapıyorlar, ben katılamıyorum. Bizim şehre* neden gelmiyorlar, bilmiyorum diyorsanız Jeff Talks’a göz atın!

Jeff Talks bir Manifold etkinliği olup, yılda dört kez ücretsiz ve herkese açık olarak Studio-X Istanbul’da gerçekleşmekte. // Jeff Talks is a Manifold event. It’s free and open to all, and takes place four times in a year at Studio-X Istanbul.

Just click: http://www.jeff-talks.com

* İstanbul hariç her yer

agorafobikleştirdiklerimizden misiniz?

a112

“Agorafobinin temel özelliği, bir panik atağın ya da panik benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ortam ya da durumlarda bulunmaktan dolayı kaygı duymaktır.” [1]

Kısaca İstanbul’da metrobüste yaşanan duyguların, tünellerde oradan oraya gitmenin, yer altına alınan otobüslerin yarattığı duygunun psikolojideki karşılığı! Tabi çıldırırcasına bir kaygı duymamakla beraber, imdat diye bağırmaya yaklaştığım anlar olmadı değil. Bu kaygıyı “duymamamın” nedeni kulaklığımın bana güm güm çaldığı Dream Theater da olabilir, bu bambaşka bir konu. Müziğin sizi çekip aldığı algınızı açtığı kapadığı ya da fırlattığı pek çok anı yaşadınız değil mi? Onları düşünün.

Tüm bu zorlu yollardan geçtiniz diyelim, karşınıza çıkan meydanlarda (!) neler bekliyor sizi? Kule vinçler tepenizde dönerken neler hissediyorsunuz? Eve iş dönüşü yürürken yan apartmanın yıkılmasını kaçırdınız, oldubitti, nasıl bir şeydi hatırlıyor musunuz? Hafızamız tükendi ve üstümüze bir şeyler çöküyor. Afiyette olanlara, afiyet olsun.

film_01

Öneri Filmler

Analyze This, 1999, Yönetmen. Harold Ramis

Copycat, 1995, Y. Jon Amiel

Little Voice, 1998, Y. Mark Herman

Matchstick Men, 2003, Y. Ridley Scot

Nin’s Island, 2008, Y. Jennifer Flackett & Mark Levin

kaynak_01

KAYNAKLAR

[1] Solmuş, T. (2012). Sinemada Psikoloji, Doruk Yayınları, İstanbul.

 

distopya mı ütopya mı?

a11

tarlabaşım, fotoğraf Melis Baloğlu

bir soru: distopya mı ütopya mı?

distopya mı ütopya mı?

21 (5)

Balat’tan yer kapmayan kaldı mı?, fotoğraf Melis Baloğlu

bir soru: distopya mı ütopya mı?

distopya mı ütopya mı?

a6

Tarlabaşı’na doğru bak_a_kal, fotoğraf Melis Baloğlu

bir soru: distopya mı ütopya mı?

distopya mı ütopya mı?

5 (12)

 Haliç İstanbul Köprüsü, fotoğraf Melis Baloğlu

bir soru: Haliç Metro Köprüsü,distopya mı ütopya mı?

 

Metropoller için “bedava” CAD dosyaları

Gördüğüm en yararlı işlerden biri! Üstelik bedava ve kolektif çaba eseri.

freemap

http://bdon.org/cad/ ekran alıntısı

 

http://bdon.org/cad/   AutoCAD ve Rhinoceros ile çalışacak uzantıda  dosyalar içeren bir websitesi. İstanbul’da yerini almış pek tabi. İstanbul’da proje yapacaklara büyük kolaylık değil mi?

https://www.openstreetmap.org/  göz atmayı da unutmayın!

 

yeniyi getir, eskiyi götür şehri “İstanbul”

PicsArt_1407022156677

yeniyi getir, eskiyi götür şehri “İstanbul”, kolaj Melis Baloğlu

 

Ütopyanın “iyi” ya da “yok” yer olma durumu iki karşıt düşünceyi de içinde barındırır. İyi yer oluşu, fiziksel olarak var olması anlamına gelirken; yok yer oluşu gerçekleştiğinde anlamını yitirmesi olarak yorumlanmaktadır.

Ütopya olarak tasvir edilen “iyi” yer örneklerine bakacak olursak, “Atlantis’in, mutlu insanların, barış ve huzur içinde yaşadıkları adası, Pliny the Elder’in aydaki ideal toplumu, İlyada Destanındaki Elysian topraklarındaki insanların doğal koşullardan etkilenmedikleri, Hades’in öfkesinden uzak ve mutlu yaşamın olduğu ada olarak anlatılır” (Gether, 2012, s.9). Örneklenen iyi yerlere, ütopya çerçevesi içinde bakılacak olunursa, ideal olan toplumun yaşadığı kara parçası, şu an bulunulan dünyadan uzakta ya da ana karadan koparılmış, izole başka bir mekanda bulunduğu görülmektedir. Barış, huzur, adalet ve mutluluk gibi toplumsal parametrelerin bir ürünü olan bu ütopya örneklerinde, bulunduğu yeri iyileştirme ya da dönüştürme hayali taşınmaz, bunun yerine sıfırdan, yoktan başlanıp yeni bir hayat kurulduğu gözlenmektedir.

Bu durum, günümüzde de kentsel dönüşüm çerçevesinde sürmektedir. Kentsel dönüşüm çerçevesinde ütopya kavramını düşündüğümüzde, bir başkasının ütopyası diğerinin distopyasına dönüşebilmektedir. Bu bağlamda, mevcut durumu daha iyisi için yıkma ve yok yer haline getirip projelendirildiğinde, ütopya fikrinin totaliter olma özelliği vurgulanmış olur. Bu durumda dönemin koşullarına göre çözüm üreten ütopyadaki tıpkı mantık, değişen çağa “dönüşüm” adı altında uygulanmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir.

Çağımızda, ütopyanın eskiye duyulan özlem olarak algılanmasının en iyi örneği de kentsel dönüşümün eskiyi yeniden inşa etme kaygısı olarak görülebilir. Bu nedenle çağımızda dönüşümün, ütopya kavramında da olduğunun vurgulanması bir gereklilik haline gelmiştir.

kaynak_01

Kaynak:

Gether, C. (2012). Utopia & Contemporary Art. Eds. Gether, C., Hoholt, S., ve Laurberg, M., Utopia and The Contemporary Art. ARKEN Museum of Modern Art, Skovvej, s. 9.

 

Kime göre ütopya?

Tarlabaşı Ütopyası, Melis Baloğlu
Tarlabaşı Ütopyası II, Melis Baloğlu
İstiklal’de yürürken gördüm yeni Tarlabaşı görselini koymuşlar. Pırıl pırıl… Yapılması ve yaşanması gereken oymuş gibi bir imajdı. Oradan yürürken köhne, pis, tehlikeli demekle olmuyor. Silip süpürüyorlar oraları. Tarlabaşı’nda yaşayana distopya, kimine ütopya… Godard’ın Alphaville filmindeki gibi “OUTLANDS”  diye bahsedilen bir yer Tarlabaşı. Dışarısı, ötekisi, İstiklal’e yakın ama uzak… Kurgu dediğimiz sinema filmlerinin içinde birebir yaşıyoruz. Esas adam ile esas kadın kim bilmem ama,
birileri hep mutsuz ve göçe zorlanmış…

İstanbul HackerSpace



İşbirlikçi tasarımın gerçekleştiği mekanlardan biri hackerspace! İstanbul’da olanlar için ziyaret edilesi bir atölye. Kendi tanımları şöyle;

Hackerspace; elektronik, bilgisayar, teknoloji, internet, diy ve benzeri konulara ilgi duyan insanlar için; beraber çalışabilecekleri ve etkinlikler düzenleyebilecekleri bir sosyal ortam, projelerini veya çalışmalarını yürütebilecekleri bir atölyedir. Sadece bir mekandan ziyade el birliği ile toplanan teknik imkanlar bulunabilen bir yer.    

                                  [https://istanbulhs.org/nedir/]

 Artık sadece fikir bulmak yetmiyor. Uygulama, hayata geçirme, hızla değişen günümüzde oldukça önemli. Zaten fırsatlar da var. Sadece bazen nereye gideceğimizi bilmediğimizi düşünüyorum. Çok fazla bilgi var, evet. Çalışıyoruz, okuyoruz, koşturuyoruz derken, bir şeyler kaçıyor. Bir mimari tasarım yüksek lisans öğrencisi olarak da bunu biraz inceledim ve yaptığım anket sonuçlarından biri de gösterdi ki aslında, mimarlık öğrencileri olarak, mimarlık dışında olanları çok da takip edemiyoruz. Özellikle daha geniş bir perspektiften bakıp, işimize yarayan haberleri, gelişmeleri kullanabilmek ne kadar da önemli! Okul eğitim için önemli bir mekan olmakla beraber, okul sınırlarından çıkıp atölyelere koşmanın bizi güncel tuttuğunu şahsen deneyimleyen biri olarak, yeni bir şey keşfettim! Hackerspace! Bir mimarın bilgisayar ya da teknoloji ile ilgilenmediğini söylemek imkansız. Bilenlerle bir araya gelip, çılgın (!) ve otoritelerden uzak projeler üretmek, ütopya hayalleri kurmak için hackerspace kulağa çok anlamlı gelmiyor mu? Vitrivius’a saygım sonsuz fakat, kitaplardan öğrendiğimizin üzerine bir şeyler koymak için artık kütüphane kadar çok ziyaret etmemiz gereken yerler olduğunu düşünüyorum.
Maksat algılarımız açılsın!
%d blogcu bunu beğendi: