biz kimiz?


pictogram03_1

Buluttaki bir grup insanız. Felsefe, psikoloji, mimarlık, ekonometri, grafik tasarım, sinema ve televizyon, sosyoloji gibi gibi disiplinlere bulaşığız.

Daha da okurum derseniz;

Ufak bir giriş

Ütopyalar, içinde bulundukları dönemin koşullarına göre şekillenip, o dönemin sorunlarını çözmeye yönelik üretimler yapmışlardır. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz çağ, Dijital Çağ, ütopyaları da kendi süzgecinden geçirerek başkalaştırmıştır. Günümüzde pek çok ütopya fikri, ütopya başlığı altında anılmamaktadır. Bunun nedeni, modern bireyin inşası yolunda üretilen ütopyaların, “bireyden bağımsız düşünülmüş olması” olarak görülebilir. Çizgisel ve sürekli  ilerlemeyi gerektiren bu dünya, modernleşme sürecinde, ayağı takılan birey için distopyaya dönüşmüştür çünkü böylesine bir sistemde, bir kişinin bile mutsuzluğu, o sistemi ütopya kurgusundan çıkarır.  Bu nedenle, ütopyaya korkulan düşlere ya da nostaljik fikirlere dönüşen, negatif çağrışımlı anlamlar yüklenmiştir. Mimarlıkta ütopyanın, ütopya adı altında anılmak istenmemesi, Bruno Taut’un şu açıklamasıyla anlaşılır hale gelebilir, ona göre ütopyacı tavır yerleşik bir mesleğin içine “kaygı salmak” ile aynı şeydir. Ben kaygı salmak istiyorum! (kişisel tavrım, Melis Baloğlu)

Kitaplara gelince… Kitaplar bilgiyi aktaran önemli kaynaklar olmakla beraber, hızla değişen dünyada, güncel konular hakkında tartışmak zorlaşıyor. Çünkü hızla değişen kavramlar hakkında konuşmak ve tartışmak da kendini yeni dünyaya adapte edebilen bir kaynakla mümkün olabilmekte. Sonuçta yakalanması gereken zaman olunca, ayak uyduramayan pek çok şey geride kalabiliyor. Zamanın ölçülebilirliği olduğu için, ne kadar sorusu da akıllara gelmekte çünkü bir politikacı için seçim süresince bir hafta bile önemli olabilirken, kimi türlerin dünyadan kaybolması yüz ile bin yıl arasında olabiliyor. Mimarlığı ilgilendiren pek çok kavramın değişimini okumak için, bin ya da bir yıl gibi zaman dilimlerindense, güncel hayatı etkileyen teknolojik gelişmeler ve sonucundaki ekonomik dalgalanmalar ile oluşan zaman dilimlerini okumak anlamlı olabilir.

Ütopya projelerine gelince… Mimari ütopyaların herkese hitap etmesi için, totaliter olmaması için, sahip olunması gerekilen bilgi birikiminin tek bir mimar ya da meslek grubuna ait olması mümkün değildir. İşbirliği içinde düşlendiği ve üretildiği sürece, ütopyalar kurulmaya devam edilir. Nasıl? İnsanın hayal gücünün tıkandığı noktaların, aslında başkalarının beslemesiyle tekrar açılmasına izin verdiği bir sistem hepimizi güçlendirebilir. İnsan olarak, bir başkasının bizimle paralel düşünebildiği bir sistemde, rastgeleliğin yardımına güvenerek, karmaşık görülen sonuçların aslında  basit bir organizasyondan türediğini görmek mümkün olabilir. Bu organizasyonu kurarken çağın getirdiği teknolojik gelişmelerden yararlanmak, üretileni zamansız hale getirir. Bu, üretimi, şimdiki  zamandan, geleceğe taşır. Bu sistem, demokratik olarak adlandırılan internet ortamını akla getirmekte. Tıpkı Venedik Bienalinde söz edildiği gibi ütopyanın aslında mimari bir mekana ihtiyacı yoktur. Tartışmalar, konu hakkında buluşmalar en az bu konudaki kitaplar kadar değerlidir. Ütopyacı düşünceye bir katalizör olarak bakılır ve pek çok konu bu düşünce süzgecinden geçirilerek tartışılır.

Ütopyayı harekete geçirmek için doğru bilgi, estetik duyarlılık, programın dönüştürülmesi ve doğru teknoloji seçimi gereklidir.

Okuduklarınız sizi  bulunduğunuzun noktadan başka bir dünya hayaline getirebiliyorsa, ne ala!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: