Görünmez Kentler

Nuray Aksakal‘ın, Italo Calvino’nun ‘Görünmez Kentler’  kitabı üzerine eline sağlık yazısı… Afiyetle okuyunuz!

İtalo Calvino’nun ‘Görünmez Kentler’ isimli kitabını okurken Antalya-Ankara arası gezide;

Keçiören’de, gençliğimin mahallesindeydim. Üç defa bombalanıp bir kez taranmış olan gece-kondunun (7 yıldır felçli oğlunu ah demeden taşıyan) Ana’sının yanındaydım.  Bir de o dönemki muhtarımızın yiğit sevecen, özverili eşi(MS olan kızına bakıyor) görünüşteki örselenmişliğe karşın dimdik ayakta ah vah demeden faşizme küfrediyordu.

‘Görünmez Kentler’in yazarı Italıo Calvino; 1923 yılında Küba’da doğmuş, iki yaşından itibaren İtalya’da yaşamıştır. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sürecinde, direniş hareketlerinin militanı, yazarı ve gazetecisidir. 20.yüzyılın önemli yazarlarından Calvino’nun en önemli yapıtlarından İkiye Bölünen Vikont, Ağaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye adlı üçlemesiyle,  çocuklara olduğu kadar, yetişkinlere de seslenmekte; okurları masalımsı anlatımla büyülü bir havanın içine çekmektedir. İ.Calvino’nun 8 bölümden oluşan, Işıl Saatçıoğlu’ nun çevirisiyle, Yapı Kredi Yayınlarından 2014 yılında 16. baskı yapan ‘Görünmez Kentler’ isimli eserin ( ilk baskısı 1990 yılında Remzi kitapevi, 2002 yılında da Yapı Kredi Yayınlarından birinci baskısı yapılmıştır). Özgün adı Le Cittaa Invisibili‘dir.

Marco Polo ile Kubilay Han arasındaki, gidilmeyen kentler söyleşisi, İ.Calvino’da masalımsı haritalara dönüşmüştür.  Kurmaca Kentler 55 kadın ismiyle yer alır. Başlıklarını; anılarla, arzularla, inceliklerle,  takasların vurgusuyla,  gökyüzünün eşliğinde gizliliklerle, şiirsel tadın melodisinde,  göstergelerin izinde hayalle gerçeğin armonisidir adeta.

Kadın isimleri benim coğrafyamda da yaşamlarıyla gerçekti. Yıllar öncesi olduğu gibi şimdi de kadınlar,  isimleri ve cisimleriyle yaşamı kucaklıyordu hala. Kentlerin köy, köylerin mahalle olduğu günümüz gerçeğinden uzakta, geçmiş mahallelerin öyküsüydü okuduklarım, belki de geçmişe yapılan bir güzelleme. Mahalleli yaşamında ki iletişimsizliğin derinliklerine dalarken;  yıllar sonra,  badem ağaçlarının çimentoyla karılmış çok katlı, renkli beton yığınlarıyla hanelere, okul yolumunsa yerinde yellerin değil, rantın estirildiği ucubelerle yüz yüzeydim. Merhabama merhaba diyecek seslerdi aradığım. Yukarıda da değindiğim gibi 2 hane kalmıştı yaralarını sarmaya çalışan.

“İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir:  cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor;  cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek”*. Bu sözleriyle Calvino benimle kentler arası mahalle ve sokaklarda gezintideydi.

Önce DİOMİRA’  daydım, başkaydı bambaşka görülen güzelliklerle, katmerleşmiş güzeldi.

Mutlulukla yaşayanların hasetliğinde İSİDORA’ya yol alırken geçmiş hayallerin gölgesinde, anılar süslemesiydi.

Yolları ile var olan DOROTEA; çıkmazı olmayan, görmek istenileni gösteren, alışkanlıklara da göndermeydi.

ZAİRA’ya ne demeli? Görünen ötesi,  geçmiş ile şimdi de odaklanan,  görünümün neresinde barınmaktadır? Sormalı mühendis ve mimarlarımıza, silinmemeli Zaira’yı Zaira yapan izler, yok sayılıp yok edilmemeli.

Üç günün sonu uçurtmalı kent ANASTASİA; akik, oniks, zümrüt ve kuvars çeşitleriyle arzunun şekillendirdiği emek kentidir Anastasia. Burada cam işçisi Spinoza ‘ yı anmadan geçmek olmaz.

“Kent her arzunun mutlaka yaşanması gerektiği, senin de parçası olduğun bir bütünmüş gibi gelir sana, oysa o, senin keyif alamadığın her şeyin tadına varır, sana da bu arzuda yaşamak ve bununla yetinmek kalır………Anastasia’ nın tümüyle keyfini  çıkardığını  düşünürken sadece tutsağı olursun onun” (Sf:  63).

Kadın isimlerinin kent isimlerindeki simgeleri, düş gibi geldi bana.

Ağaçlar ve taşlar arası yolculuk TAMARA’ya ulaştırsa da, görmek istediğin gözlerindedir.

Dağları ve nehirleriyle bilincine işleyen, unutulamayan ZORA; akıllarda kalan imgelerin güzelliği, kapı ve pervazları, evleri,  sokaklarıyla gizemli bir şehirdir. Bulmacadan bulmacaya sekilerek, anımsamak istediklerinin yolculuğunda gezi devam eder.

DESPİNA’ ya nasıl gidebilirim? Karadan başka güzel, denizden başka bir güzeldir.

Farklı görüntülerde,  ikisini birden düşlerken ZİRNA’ da bulabilirsin kendini.

İki dinli İSAURA; biri yerin derinliklerinden görünürlüğe inat,  diğeri yaşamın kendisi, simgelerinden, nesnesidir.

Esintiler içinde Marco Polo ”Sözlerim,  senin etrafında hangi ülkeyi kurarsa kursun, bu sarayın yerinde kazıklar üzerine kurulmuş bir köy de olsa, meltem sana çamur dolu bir nehir ağzının kokusunu da getirse, sen hep kendi durduğun yere benzer bir yerden göreceksin onu.” (Sf:  75) Derken Kubilay Han’a .

Marco Polo, MAURİLİA’da bulur kendini. Katmanlaşmış yaşamlarla, isimlerin ve izlerin devamındadır.

FEDORA ise gerekli olanla, hayalin aktarıcısı ve umudun devamında M.Polo.

ZOE ’ya gelince yaşama eklendiğinizi görürsünüz.

Şimdi de öncelinden pek farklı olmayan yerdir ZENOBİA. Kimse hatırlamaz geçmişini,  nedenini, niçinini, niyesini.

EUFEMİA’da, ekinoksla buluşan takas;  tacirleri anımsatsa da, asıl olan anılardır takaslanan.

“Kentlerle ilişkimiz rüyalarla olduğu gibidir: hayal edilebilen her şey aynı zamanda düşlenebilir, oysa en beklenmedik rüyalar bile bir arzuyu, ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli bir bilmecedir” (Sf: 87).

ZOBEİDE’da, düşlerin kaçak kadınının; bir daha kaçmaması için düşlere inat surlarla düzenlenişi, her gelen kaçışı olanaksız bırakan değişikliklerle tuzaklara sarılmaktadır.

 

İPİAZİA’nın mavi sularında ise güzel kadın gölgeleri aranırken, canına kıymış kadınların görüntüsü,  aldanışların neresindedir?

Calvino,  beni alıp kentler arası geziye götürmüştü, efsane gibi gelen şiirimsi tatta bir geziydi söyledikleri.  Kadın isimleriyle 17 kentten söz ettim sizlere, diğer 38 kadının ismiyle anılan kentler  merak oluşturdu mu? Bilemem.

Yaşamının sonuna kadar,  yazınsal üretime devam eden İ.Calvino; Harvard Üniversitesinde bir çalışmasını sunmaya hazırlanırken,  yaşamış olduğu İtalya’nın Sinea kentinde, 19 Eylül 1985 tarihinde yaşama veda eder. Çok sayıdaki eserleriyle yaşama devam eden Calvino,  kitaplık raflarında okunmayı beklemektedir.

kaynak_01

Calvino, Görünmez Kentler, Çev Işıl Saatcıoğlu,YKY,İstanbul, 2014,Syf 204.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: