agorafobikleştirdiklerimizden misiniz?

a112

“Agorafobinin temel özelliği, bir panik atağın ya da panik benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ortam ya da durumlarda bulunmaktan dolayı kaygı duymaktır.” [1]

Kısaca İstanbul’da metrobüste yaşanan duyguların, tünellerde oradan oraya gitmenin, yer altına alınan otobüslerin yarattığı duygunun psikolojideki karşılığı! Tabi çıldırırcasına bir kaygı duymamakla beraber, imdat diye bağırmaya yaklaştığım anlar olmadı değil. Bu kaygıyı “duymamamın” nedeni kulaklığımın bana güm güm çaldığı Dream Theater da olabilir, bu bambaşka bir konu. Müziğin sizi çekip aldığı algınızı açtığı kapadığı ya da fırlattığı pek çok anı yaşadınız değil mi? Onları düşünün.

Tüm bu zorlu yollardan geçtiniz diyelim, karşınıza çıkan meydanlarda (!) neler bekliyor sizi? Kule vinçler tepenizde dönerken neler hissediyorsunuz? Eve iş dönüşü yürürken yan apartmanın yıkılmasını kaçırdınız, oldubitti, nasıl bir şeydi hatırlıyor musunuz? Hafızamız tükendi ve üstümüze bir şeyler çöküyor. Afiyette olanlara, afiyet olsun.

film_01

Öneri Filmler

Analyze This, 1999, Yönetmen. Harold Ramis

Copycat, 1995, Y. Jon Amiel

Little Voice, 1998, Y. Mark Herman

Matchstick Men, 2003, Y. Ridley Scot

Nin’s Island, 2008, Y. Jennifer Flackett & Mark Levin

kaynak_01

KAYNAKLAR

[1] Solmuş, T. (2012). Sinemada Psikoloji, Doruk Yayınları, İstanbul.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: