Ütopyaların Uygulanabilirliği

ideal_01

ütopyanın uygulanabilirliği, Gizem Nalçacı

Uygulanabilirlik pratik hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Fakat pratik hayatta uygulanacak olan düşüncelerin daha önce teoride kurulması gerekir. Teorideki düşüncede belli bir amaca göre belirlenmelidir. Amaç akla uygun olmalıdır. Bir amacın akla uygunluğu onun pratik hayata uygulanmasını kolaylaştırır. Ütopyalar pratik hayattaki düşüncenin deneyle uygulanabilir olmasına uygun değildir. Çünkü bir toplum düzenini değiştirecek şekilde deneye tutmak imkansızdır.

Ütopik toplum anlayışlarında toplumsal kurumların işleyişi, insanlar arasındaki ilişkiler önceden tespit edilmiş kurallara göre düzenlenir. Ütopya içinde yaşayanlar onun kuralları dışına çıkamazlar. Ayrıca bireysel davranış ve düşüncelerde ütopik toplum içinde kaybolmuştur. Böylece tek yönlü mekanik bir toplum düzeni düşüncesinin ütopyalarda çıktığını görürüz. Ütopyalar gerçekte pratik hayatta gerçekleşme amacı güder. İlk defa ütopya terimini kullanan Thomas More ise düşüncelerinin gerçekleşmeyeceğinin farkındadır. Ütopya devletini uygulama alanına koyamayacağını ve bunun imkansızlığını dile getirmiştir.

Gerçekleşmesi olanaksız istekler olarak görülen ütopyalardan Huxley’in Cesur Yeni Dünyası ve Orwell’ın 1984’ü de gelecek hakkında kehanetlerde bulunurlar. Huxley teknik gelişmelerin insanları makinalaştıracağını ve duygu, düşüncenin ortadan kalkacağını düşünür. Orwell ise teknik gelişmenin iktidar şeçkinleri tarafından kullanılarak dikta ve baskının ağırlık kazanacağını ileri sürmüştür. 1984’te öngörülen toplum düzeni tam olarak gerçekleşmemiştir. Fakat dünyadaki bloklaşma, teknik gelişmeler ve insanlar üzerindeki baskılar artmıştır. 1984’te öngörülen birçok şey 1940’tan itibaren yavaş yavaş gerçekleşmiştir.

Aldous Huxley’i düşünmeye iten şey ise, o güne kadar görülmemiş pek çok değişikliğin çok hızlı şekilde yaşanmaya başlamasıdır. Bu yüzden Huxley gelecek için büyük bir karamsarlığa düşmüştür. En büyük endişesi hızla gelişmekte olan bilim ve teknolojinin faşizm, komünizm ve totaliter rejimler tarafından kötüye kullanılmasıdır. Eğer bu düşündüğü şey olursa bir toplumda değer verilen manevi unsurlar, bireysellik ve insan ilişkilerinin düzelemeyecek bir şekilde bozulacağına inanmıştır. Huxley’in ütopyası iki önemli özelliğe sahiptir. İlk olarak sergilenen toplum ve yaşam bilimsel olarak kurulmuştur. İkincisi de toplum bireyi ve bireyselciliği mutluluğun tek nedeni olarak gören, denge ve faydacılık unsurları uğruna toplumu yok etmeyi amaçlayan bir devlet tarafından yönetilmektedir.

Ütopyaların gerçekleşemeyeceği görüşünün aksine, Huxley’in kehanetlerinin de gerçekleşmekte olduğunu görmekteyiz. Günümüz devletlerinde köleliği sevdirmek ve tek tip olmak gazete yayınlarına ve medyaya verilmiş bir görevdir. Hızlı büyümenin alıştırdığı tarzda yaşamaya devam edilirse, tepeden yönetilmeye tamamen razı olunan bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durumda ise Huxley’in görüşlerinin belli bir kısmı değil tamamının gerçeklik kazanması çokta uzak değildir.

Reklamlar

Yorumlar

2 Comments so far. Leave a comment below.
  1. Bir Ütopik User olarak yazıyı beğendiğimi belirtmek isterim. Ancak yazının güncellenme ve revizyon alma zamanı gelmiş gibi duruyo 🙂 Gelecek makinalarda değil insanlığın özünde yattığı tarihin tekerrürleri ile görülebilmektedir. Bir insanın ufak bir köşede yapmış olduğu kelebek çırpınışları uzak köşelerde kasırgalara sebep olduğunu en az benim kadar bu yazıyı okuyan arkadaşlar da biliyordur diye tahmin ediyorum. Varlık bilişsel ve duyuşsal zeka kuramları ile yeniden proğramlanamaz belki ama yönlendirilebilir. Unutmamak gerekir ki toplumlar asla ama asla sürü psikolojisinden kurtulamaz ve bu noktada Lider vasıflı kişiliklerin öngörüleri iLe aydınLık ya da çağ üstü geleceğimizin bizi beklediğini belirtebilirim.
    (Web sayfanızı güzel Yıldız Teknik’te daha fazla insana ulaştırabileceğime inanabilirsiniz. Bilinçli olmak körü körüne zaman öLdürmekten daha iyidir. En azından rekabet edecek aklı ve vicdanı hür rakipler kazanabiliriz :))

    Beğen

  2. merhaba!! dediğin konu aklıma somut bir örnek olarak bir başka konuyu getirdi, o da bu yazı içinde bir mimarlık örneği https://utopyalab.com/2014/03/10/tepki-mimarligi-uretmek/#comments
    Altındaki yorum da beni düşündürmüştü çünkü dediğin gibi sürü psikolojisinden kurtulmak mümkün değil gibi, evet. Örnekteki mimari ürün de önce ne güzel insanları toplanmaya iter gibi bir düşünceye sevk etse de, aslında toplu mutsuzluk da yaratabilir.
    Lider vasıflı kişiler konusu da iki uca çekilebilir. Biri aklıma diktatörlüğü getiriyor ki bundan bahsedersek distopya betimlemesi yapmış oluruz. İkinci ucun ütopya ile sonlanmasını isterdim fakat tarihteki örnekler, Hitler’in Almanya’sı örneğin, önüme çıkıyor. Ne zaman bir lider ulusunun iyiliğini düşünse bu aşırı milliyetçi ütopya hayali birilerini ötekileştiriyor. Bir kişi bile mutsuzsa ütopyadan nasıl bahsederiz? diye soruyorum.
    Teşekkür ederim, çabanız ve katkınız için, konuşmak mesele…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: