Animasyon

Animasyon (canlandırma) ve motion (hareket) üzerine bir deneme…

animasyon_info

animasyon, Melis Baloğlu

Türkçe karşılığını pek de kullanmadığımız bir kelime olduğu için yazıya animasyon ile devam etmek daha doğru sanırım. Greg Lynn’in Animate Form adlı kitabı bu konuda okunası kitaplardan. Ben de biraz bu kitabı özetleyeceğim. Motion kelime olarak eylem ve devinim içerirken, animasyon; bir şeklin evrimini ve bu şekilleri evrime iten güçleri içerir. Aşağıdaki perspektiflerde de görüldüğü üzere, tek bir anın görüntüsü yerine, birden fazlası yakalanmıştır. Buradaki taneler belirli yoğunluğa ve esnekliğe sahiptir. Yer çekimine karşı hareket etmektedirler ve oluşturdukları kemerler yer çekimine karşı durabilen, statik açıdan sağlam kemerlerdir.

2014-04-25 17.40.28

Bir animasyon örneği, Kaynak: Lynn, G. (1999). Animate Form, Princeton Architectural Press, New York, s. 108-109

 

Mimarlığın problemine gelince, geleneksel mimarlık disiplini projeyi statik olarak üretmekte… Eskizini yaptığımız o ev, her ne kadar soyut olsa da Kartezyen koordinat sisteminde bulunuyor. Sorun da tam burada değil mi zaten. İki boyutlu bir sistemde, değişen kültürü ve toplumsal dinamiği yakalayacak bir mimarlık üretimi yapma çabası… Oysa Dijital Çağ’da mimarın rolü akıllı telefondan müzik dinleyen bir topluma, kasetçalar satmak gibi kalmamalı.

E peki ne olmalı?

Öncelikle, bilgisayar sizden aptaldır. Hızlıdır, bilgi depolar, bilgi çoğaltır, dönüştürür aman sizden akıllı olmasın. Bu nedenle öncelikle çağımızda bilgisayarın rolünü anlamak gerekmektedir. Ben biraz anlatacağım okumaya devam etmek edip ilgilenirseniz, tavsiyem  Karl Chu ve John Frazer’a bakmanız.

Akılsız bağlantılar

Bilgisayarın sahip olduğu makine zekasını Greg Lynn akılsız bağlantılar olarak tanımlıyor. (Lynn, 1999, s.19) Bilgisayarda da süreç çizgisel bir üretim içerdiği için, daha iyi sonuçlara ulaşmak insani bir faktör olan, sezgiyi gerektiriyor. Makineyi insanlaştırma ya da insanı makineleştirme arasında gidip geldiğimiz bu dönemde, bilgisayar kullanımı için üç farklı görüş mevcut (belki daha fazla, biliyorsanız, yorum yazın hı?).

Biri John Frazer’ın

“Mimarlık, morfogenesis, genetik kodlama, replikasyon ve seleksiyon prensiplerine tıpkı doğa gibi sahip olmalıdır. Doğa ile inşa edili doğa arasındaki ilişkisinin ancak bilgisayar teknolojisi ile kurulur”. (Frazer, 1995)

Tıpkı doğa gibi, yaşamsal olarak en iyi adapte olanın ayakta kaldığı sistemin mantığını, mimarlıkta uygulamak, herkese eşit bir mekan üretmek açısından mantıklı bulunabilir. Burada bilgisayar bir araç olarak, insan ile proje arasında duran bir şart mıdır? Bu Frazer’in yazdığı dönem olan 90’larda tartışılabilir bir kavramken, günümüzde dijital çağın hızlı gelişimi sonucu şart gibi görülmektedir.

Biri Manule De Landa’nın

De Landa, mimarın, genetik algoritmalar sonucu üretilen olasılıklardan birini seçmesinin yeterli olmayacağını, mimarın rolünün bir bilgisayar korsanı (hacker) gibi, bu araçları ileri düzeyde kullanması olduğunu savunur. Sadece bilgisayarın yeterli olmayacağını başka katalizörlerin her zaman gerekli olacağını ifade eder.

Bir yandan makinelerden korkmak yerine, onları çözmenin gerekliliği dururken, bir yandan da her gelişen teknolojiye ayak uydurmanın, zaman-mekan sıkışmasına yol açması sonucu mimarı çaresiz bırakacak bir kabus ortamı hazırlama olasılığı bulunmakta. Bilime sırtımızı yaslamak, doğayı tasarımlara kopyalamak yerine, mantıklarını almak ve sistem oluşturmak, çağımızın ideal düzenini yaratabilir. Ya da çok başka bir açıdan bakarsak, içinde yaşadığımız teknolojiye ve makinelere biz zaten hükmetmiyoruzdur. Tıpkı bizi oluşturan daha küçük parçaların varlığı gibi, biz de bu makineler sisteminin parçasıyızdır.

Biri de Greg Lynn’in

Lynn’ de bilgisayara bir beyin ya da doğa gibi yaklaşmaktansa, onu evcil hayvan gibi görüyor. Bilgisayar da evcil hayvanlar gibi, evcilleştirilmiştir, vahşi değildir fakat insan beynine de sahip değildir. Sonuçta bilgisayar da evcil hayvanlar da öngörülemeyen bazı davranışlar üretseler de, belli kurallara uyarlar. Bu kurallara uyulmasını sağlayan da işe sezgisellik katan bilgisayar temelli tasarım sistemleri ve bunların alt yapısında bulunan matematiktir.

kaynak_01

 

 

 

 

Kaynaklar

Lynn, G. (1999). Animate Form, Princeton Architectural Press, New York, s. 19, 108-109

Frazer, John., 1995. Evolutionary Architecture, Architectural Association, London,  s.79

De Landa, Manuel. “Deleuze and the use of Genetic Algorithm in Architecture, Architectural Design : Contemporary Techniques in Architecture, vol. 72, no.1, London: Wiley Academy, 2002

 

Reklamlar

Yorumlar

2 Comments so far. Leave a comment below.
  1. Bunu okuyunca aklıma 2 kel alaka film geldi. Biri “Her” Ötekiyse Spielberg abimizin nispeten eski filmlerinden “Artificial Intelligent” Süper zeki yapay zekalar… Bugün buzdağının ucunun ucu olan iphone “siri”si ya da xbox’ın kinect teknolojisi. Aslında daha başka şeyler de geldi aklıma.

    Mesela dizi olarak “Black Mirror” pek tabii. Ek bir parçayla normalde yapamadığımız şeyleri yapabilme? Organk yapıyı teknolojiyle upgrade etmece, biraz biraz robotlaşma belki? Bilgisayarların avantajlarını insan vücudunda çalıştırmaca?

    Deus Ex human revolution! (mis gibi ütopya hem)

    Hatta geçen izlediğim Robocop filmi? Robotlardan korkmak? Insan ve mekaniğin birleştirilmesi? Giyilebilir teknolojiler, Google glass? Samsung gear?

    Liked by 1 kişi

    • Benim de eski bir yazı geldi aklıma, Kim Dong-Kyu’nun işleri üzerine karaladığım , https://utopyalab.com/2014/03/07/alternatif-gelecek/
      Makinelerin insanların bir parçası olmasına dair çalışmalardı. Aslında bu robotlaşma da insanlaşma gibi geliyor bana. Bu teknolojiler hep doğayı örnek almıyor mu, biz de doğanın bir parçasıyız. Genelde hep bizim bir parçamızın makineler olduğu anlatılırken -mantıklı geliyor- ben hep tersini de düşünürüm. Ya biz onların parçalarıysak? Anlamlandırmakta güçlük çektiğimiz bir sistem hala var, belki de makineli sistemin küçük parçacıkları insanlardır?
      Korkuyor muyuz sahi robotlardan?
      Tüm bu dijital teknolojiler hayatı kolaylaştırıyor mu? Bana zaman arttıracağına azaltıyor gibi geliyor, distopyaya döndüğü an…
      Tavsiyelerin şahaneli, hemen bakmalı, teşekkür ederim!!

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: