what if // ya … ise

what if // ya … ise
 
İçinde bulunduğumuz dominant sistem aslında biz istediğimiz için değil, başka alternatif olmadığı için baskın. Güncel ütopyalar da, “ya böyle olursa?”sorusunu soracak bir öneri, fikir ya da kaos yarattıkları için değerli ve konuşulması gereken konu çünkü kaosun ortaya attığı potansiyel her fikir, eyleme dönüşebilir. Güncel ütopyalar dediğim konu, More’un ütopyasını diriltmek ya da nostaljik fikirlere kapılıp saplanmak kesinlikle olmamakla beraber, alternatif bir vizyon arayışı. Çünkü doğaya dönüp yaşayalım dersek bile, ki böyle mimari ütopyalar yapılmaya çalışıldı 20. yy’da –ekolojik ütopyalar– teknoloji her alanda bu kadar ilerlerken ve bir yandan doğaya çöplüğünü bırakırken, dünya nüfusu hızla artarken, elimize akıllı telefonları almışken, kırlara dönmek, biraz nostaljik bir fikir. Bir de II. Dünya Savaşı sonrası-sırasında toplumlara ütopya diye yaşatılan Sovyet Rusya’da Komünizm, Almanya’da Hitler’in safi ırk yaratma çabası… İnsanları ütopya fikrinden korkutan ütopyalar… Çünkü totaliter. Savaşlar sonrası teknolojiye duyulan korku bir başka neden, her ne kadar teknolojik iyimserlik diye bir kavramdan bahsedilse de, bence benim annem hala teknolojiden korkuyor. Bir yandan Marx, ütopya fikrinin karşısında, dünyayı rahat bırakın, kendi haline diyen karşı kutup. Bunun nedeni demokraside her vatandaş söz sahibi ama ütopyalarda bir kişinin hayal gücü var ya da küçük bir grubu kurtarıyor. İşte More’un adası mesela, izole bir mekan da bir grup insan… Bu nedenle güncel ütopyalar, topluma kapalı olamaz. Herkesin müdahalesine açık bir sistem gerektirir. Çünkü kritik etmek önemlidir. Enteresandır ki, kökü yunanca olan kritikos, yargılamak demek, krinein ise ayırmak demek. Yani elimizdekini önce parçalayıp, parçaları incelemek sonra yargılamak demek. Kritik etmek de birden fazla insana ihtiyaç duyar. Diyalog yaratır ve bu diyalog insanlar arasında sürdükçe, açık kalır ve sonsuz olur.  Kritik edilen bilgiye gelince, eskiden tek doğru olduğu savunulan bir dönemden, bundan bahsetmek kolay. Descartes amcanın kartezyen düşünme sistemi ile düşünmüyoruz artık. Bir tane hipotez de sunmuyoruz, sorunsallarımız var, sorun değil. İçinde yaşadığımız toplumda artık entellektüel bir çevreden çok, internet ağının entelektüelliği ile alakadar. Milyonlarca web sitesi var, bu milyonlarca doğru olduğu anlamına gelebilir. Pek çok kanalın bile, CNN mesela, kullanıcının talebini belirttiği, yorum yaptığı bir sanal dünya var. Çünkü hitabet-tikleri kitleye sormaya mecburlar, sorduktan sonra da kendi doğru bulduklarını değiştirmeye, dönüştürmeye mecburlar.


Eh peki madem, bundan sonrası için düşünülebilecek olan nedir? 2040lar için, Sağlık sektörünün gelişimi ve asla ölmeyeceği söyleniyor. Biyoteknolojik gelişmeler sayesinde, tıpkı doğa gibi üretimler yapılabiliyor. Bu hızın engellenemeyeceğini, reddetmek yerine adapte olmayı savunuyorum.

Peki ütopya gibi aslında tek bir kişinin hayal gücüne dayalı, bu nedenle totaliter görünen, ama tüm toplumu kurtarmaya yönelik bir hayal nasıl aynı zamanda demokratik olabilir? 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: