micro-ütopya

Fışkiye, Özdere,İzmir,
cumulus, Melis-Nazlı-Onur
 
sorduk mu bunları sahi? bir performans ütopya olabilir mi? 
insan olmadan önce mekan var mıydı?
mekan, insan bedeni ve zihni arasında bir bağlaç olabilir mi?
eğer öyleyse, mekanı tanımlayanın, kişinin eylemleri olduğu sonucuna varabiliriz. sonuca hemen varmadan aslında yapılan bir “deney” var. denekler, aktif bir şekilde kendilerini kullanmış olmakla birlikte, böylesi iri yarı sorulara cevap vermekten çok, eğlenmeyi ve üretmeyi amaçlamışlardır. gene de ciddiyetli olmak gerekirse, bedenleriyle kendilerini görünmez sınırlara sokan denekler, mekanda hareket kabiliyetlerini sorguladılar.
üç kişi, ters çevrilmiş bir iskelenin iskeletini sınır belirledi ve kendilerini bu iskeletin, yatay ve dikey elemanlarını aktif kullanmak zorunda bıraktı. bu zorunluluğu yaratmak için elden ele streç folyo dolaştırıldı. tıpkı basket topunun içindeki havanın, basket topunu var edişi gibi, denekler de mekanı bedenleriyle var ettiler. aslında basket topu örneğindeki gibi, topun malzemesinden daha çok onu basket topu yapan içindeki havanın varlığıydı. burada, elden ele dolaşan streç folyonun varlığından çok orayı mekan yapan da deneklerin bedenleriydi. çünkü beden bu sistemde dolaşıp, yerde emekleyerek ya da tırmanarak ya da atlayarak mekanı örmüştü. denekler, başını kaldırabilse, yere eğilmezdi ya da boşluk bulabilse başka bir köşeye yönelmezdi. ve streç folyo yolculuğuna devam edemezdi. beden, tüm duyularıyla hareket ederek, kurduğu iletişimle mekanı, mekan yapmıştı.
sonra…
denekler, aynı zamanda seçme ihtimalleri az olduğu için hareketlerinde oldukça özgürdü. görüldüğü kadarıyla yerde emeklemek, direğe tırmanmak, engelin üzerinden atlamak dışında yapılabilecek bir şey yoktu.
bir yandan üç kişi hareket ettikleri için, beraber hareket etme ruhunu yaratıyorlardı. aslında tam da çocukların yapabildiği bir şeyi yapıyorlardı. -sizin oyun arkadaşınız hala var mı?- tabi, denek diye adı geçenlerin bulunduğu sınıfın adı, yetişkin sınıfı.
tabi oyun oynayan çocuklara çevreden hep katılan olur. hatta saklambaça davet edilir, ne kadar kalabalık o kadar eğlence. bu da o hesap aslında. merak eden ve soru soran herkes, içeri davetlidir. keyifle izleyen herkesle sohbet etmek zevktir.
sonuçta…
yapılanı bir kalıba sokmak zordur. nedir, ne değildir, atıp tutmak ve tartışmak serbesttir hatta esas olan o’dur. her şeyin arasındaki sınırların eridiği modern zamanda, yapılana tanım bulmak… bir görenin dediği gibi “modern delilik bu…”
peki.
yürüyüş yapan amcanın dediği gibi “sanat bu”
peki.
site sakininin dediği gibi “iskeleyi güzelleştirmek bu”
peki.
uzaktan görenin dediği gibi “fıskiye sandım ben bunu”
peki.
bir öğretmenin dediği gibi “Şair burada plastik maddelerin çevreye verdiği zararı ve çürüme ömrünün uzun olduğunu estetik bir şekilde çevreyi kirleterek mi anlatmak istemiş acaba?”
 
peki.
yani sonuçta düşünmeye, muhabbete sevk etti sağ olsun. neyse BU.
nedir BU? sorarım.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: